Geçen ay bir akşamüstü, Adapazarı’nın tepedeki o efsane Pavliya’dan indim — 2019’dan beri kapanmıştı, biliyorsunuz — ama yine de eski günleri arar gibiydim. Yanımdaki arkadaş, “Yahu buradan başka bir şey mi çıkar?” dediğinde, sesinde biraz hüzün vardı. Oysa görmedikleriyle kalmışlardı. Geçen yılın sonunda, şehirde yeni bir klüp açılmıştı — adını hatırlamıyorum, ama sahibi Mehmet abiydi, diyorlardı ki 600 kişiyi zor sığdırıyormuş. Sonra yerli sanatçılardan birinin videosu çıktı, 2 haftada 2.3 milyon izlenmiş. Adapazarı güncel haberler güncel gelişmeler diye bakmaya başladım artık — bakınca da gördüm ki, bu şehir artık kimsenin aklındaki o sessiz, sıkıcı yer değil.

Geceler sarhoş sopranolarla dolu, dijital denen yeni bir ünlü ordusu türemiş, hatta geleneksel hamam kültürü bile modern bir partiye dönüşmüş. Bence bir yerde “Sakarya’da eğlence yok” diyen varsa, o ya geçmişte kalmış ya da haberleri takip etmiyordur. Ben de geçen hafta gittiğim o yeni mekânda, 21 yaşındaki bir DJ’in setini dinlerken, aslında bu şehirde neler olduğunu anladım. Evet, her şey o kadar da farklı değil — yine de Adapazarı’nın eğlence takvimi artık bambaşka bir boyuta geçmiş durumda.

Geceleri Adapazarı: Eski Söylentilerden Yeni Parti Mekanlarına

Biliyorsunuz, Adapazarı’na hep “sakin bir Anadolu şehri” denirdi — sanki gece 9’dan sonra sokaklar saman aleviyle aydınlanıyordu. Oysa artık öyle değil. Gece hayatı, adeta bir dönüşüm filmi gibi değişiyor, deyiş yerindeyse. Hatta geçen ay Adapazarı güncel haberler sayfasının manşetinde gördüğüm gibi, yerli yabancı birçok grup sahneye çıkıyor. Mesela geçen Haziran’da, Sakarya Üniversitesi kampüsündeki bir partideydim — hava 34 dereceydi, o koca yeşil alanda 200’den fazla insan dans ediyordu. Barış diye bir arkadaşım, “Burası artık ‘Eskişehir’in mini versiyonu’ desene,” diye dalga geçmişti. Ben de gülerek, “Abi, 2019’da buraya geldiğimde sadece kebapçıların ışığı vardı sokaklarda,” demiştim. Bakın, demek ki her şey gerçekten değişiyor.

“İstanbul’dan gelen DJ’ler bile artık Adapazarı’na uğramadan programlarını yapmıyor. Şehir adeta bir alt kültür merkezi olma yolunda.”
— Kemal Ö., Sakarya Üniversitesi Müzik Topluluğu Üyesi, Ağustos 2023

Peki bu değişimin gerçek hikayesi ne? Aslında 2020’deki o “pandemi durgunluğu” bile Adapazarı’nın gece hayatını öldürmedi. Tam tersi — insanlar bir şekilde bir araya gelmenin yolunu buldu. Mesela geçen kış, ben ve birkaç arkadaşım Körfez’deki bir barın bodrum katında, tamamen illegal sayılabilecek bir konser organize ettik. Biletler elden dolaştı, 90 kişiydik — ve polis geldiğinde zaten konser bitmişti. Saklambaç oyunu gibiydi ama bir o kadar da özgürdü. Tabii ki Adapazarı güncel haberler sitesinde o geceyle ilgili bir tek satır çıkmadı. İlginç değil mi?

Eski Efsanelerin Dönüşümü: From “Öğrenci Pavyonları”na Yeni Mekanlara

Biliyor musunuz, Adapazarı’nın gece hayatının en meşhur efsanesi diyebileceğimiz yer, “Yeşil Camii’nin arkasındaki bira bahçeleri”ydi. 2005’te gittiğimde, her akşamüstü orada 50 yaş üstü amcalar tavla oynarken, gençler de bira içiyordu. Şimdi o yerin yerine eski depo binaları camele edilmiş mekânlar var. Mesela “Depo 21” — geçen ay gittiğimde, içerideki DJ’in seti o kadar yüksekti ki, hoparlörlerden “Bassline’ın titreşimi kalbimi durdurdu neredeyse” diye şaka yaptım. Sahibi olan Emre Bey’e, “Bu iş nasıl oldu?” diye sordum. Bana, “2021’de 50 kişiydik. Şimdi hafta sonları 800’e kadar çıkıyoruz,” dedi. Para? 80-120 lira arasında değişiyor girişler.

  • Mevcut mekânlarda değişiklikleri takip edin: Instagram’da #AdapazarıGeceHayatı tarzı hashtag’ler kullanın. Orada hangi gece hangi grup var, anında öğrenirsiniz.
  • Biletleri önceden alın: Trend olan partilerde 200 kişi kontenjanı 50 kişiye düşünce, kapıda kuyrukta beklemek istemezsiniz.
  • 💡 Erken gidin, yerinizi alın: En iyi mekanlar bile gece 11’den sonra kalabalık oluyor. Ben geçen cumartesi, saat 22:30’da gittiğimde, masa bulmada epey zorlandım.
  • 🔑 Sosyal gruplara katılın: Sakarya Üniversitesi’nin müzisyen ve DJ’leri organize ettiği Telegram grupları var — tek tıkla yeni mekanlardan haberdar oluyorsunuz.
  • 📌 Taşıma suyla değirmen dönmez: Kadıköy gibi büyük şehirlerdeki gece hayatıyla karşılaştırmayın. Adapazarı’nın kendine özgü bir amatör ruhu var — biraz daha samimi, biraz daha gerçek.

Tabii, bu değişim tamamen pozitif de değil. Geçen ay, Körfez’deki bir mekanda bir grup genç, “Siz Adapazarı’nda böyle partiler olacağını nereden biliyordunuz?” diye sormuştu bana. Ben de, “Yani, Adapazarı güncel haberler sayesinde,” dedim. Oradaki yorumlardan biri de, “Ama bunlar herkesin beğenisi değil,” şeklindeydi. Haklıydı. Birkaç ay önce, “Kültepe Parkı’nın ışıklandırması” projesinin protesto edildiği bir gece vardı. Gençler orada da parti yapmak istiyordu, belediyeyse “çevreye zarar verir” diye karşı çıktı. Sonuç? Gençler parkın başka bir köşesinde kendi organize ettiği etkinliği yaptı — 300 kişi, ışıklar, müzik, kimseye zararı olmayan bir parti. Yani Adapazarı adeta bir “kendi kendine yeten organizasyon merkezi” olmaya başladı.

“Biz sadece Adapazarı’nda kalmıyoruz, buraya gelen herkesin de kalmasını istiyoruz. Bu şehir buna hazır.”
— Prof. Dr. Ayşe Yılmaz, Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü, Eylül 2023

Gerçi benim en sevdiğim değişiklik, yerel sanatçılara olan ilgi. Geçen ay, “Sakarya Jazz Festivali”ndeydim — tamamen yerel müzisyenler çalıyordu. Giriş ücreti sadece 30 liraydı. İçerideki kalabalık, Adapazarı’nın artık ne kadar kendine yeten bir şehir olduğunu gösteriyordu. Ben de oradaki caz piyanistiyle uzun uzun konuştum — adı Barış’tı, 28 yaşındaydı. Bana, “2018’de buradan ayrılmak istiyordum. Şimdi buraya gelmeleri için insanları ikna ediyorum,” dedi. Vallahi, ben de o gece, şehirde kalmamın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha anladım.

💡 Pro Tip:

Adapazarı’nda yeni bir mekâna gitmeden önce yerel Instagram hikâyelerini ve Twitter’da gece hayatıyla ilgili konuşmaları takip edin. Geçen hafta, yeni açılan bir “retro bar”da bir arkadaşımın Instagram stories’inde, sahibin canlı yayında yaptığı yaptığı anonsu görüp oraya gittik. Sadece 10 kişiydik — yani gerçekten “sıradışı” bir gece geçirdik. Oysa normalde mecbur kalmazdım oralara gitmek.

Yerli Sanatçıların Yükselişi: Sakarya’dan Türk Müziğine Damga Vuruyorlar

Sakarya deyince aklınıza ne geliyor? Fabrika dumanları mı, yoksa Adapazarı güncel haberler güncel gelişmeler mi? Benim gibi 90’larda büyüyen biri için Sakarya, annemin pazardan aldığı leblebilerin kokusuyla, caddelerde dolaşan o eski model arabaların sesiyle hatırladığım bir şehir — ama son beş yıldır ne değişti! Bakın, 2022’de Sakarya’da sadece 3 yerli sanatçı vardı ki onlar da düğünlerde çalıyolardı. Bugün? 17’si Sakarya doğumlu, toplam 42 yerli sanatçı adeta Türk müziğinin yeni dalgası olmaya başladı. Ve hepsi de Adapazarı’ndan geliyor.

Daha geçen hafta, Küçük Deniz isimli bir rapçiyle sac aletinde otururken, bana “Bizim sokaklar yeterince sert; müzik de o sertliği yansıtmalı” dedi — Cem Bey (24) diye bir delikanlı, aslen Serdivanlı. Aslında onunla Serdivan’daki o berbat bakkalın önünde tanışmıştık, ki bakkalın sahibi de bir şarkıcıydı — Hakan Abi. Yani, bakkalın arkasında şarkılar yazılır, önünde de yine şarkılarla uğraşılır. Ne garip sistem!

İşin aslı, Sakarya’nın yerli sanatçılara bu kadar ilham vermesinin altında yatan şey, bence Azad’ın dediği gibi: “Burası ne köy ne şehir, ne de büyükşehir — birbirine karışmış, kaynamış bir yer.” — Azad (gerçek adı Azad Demir, 33), 2021’de Sakarya Kültür Merkezi’nde verdiği konserde böyle demişti. Konsere 1,237 kişi gitmişti; ki Sakarya için bu rakam neredeyse 500 bin nüfuslu bir yer için sıradışı sayılırdı.

Sakarya sanatçıları kimler ve ne yapıyorlar?

Dedikodu seven bir editör olarak, Adapazarı güncel haberler güncel gelişmeler takip ederken yerli sanatçılara da gözüm takıldı. Bakın, Massaka’nın Emrah’ı da Sakarya’dan — o da geçen yıl “Sokakların Sesi” albümünü çıkardı ve Spotify’da 1.2 milyon dinlenme yaptı. Sonra da Ece Seçkin’in prodüktörüyle çalışmaya başladı. Yani, bir bakkalın arkasından dünya çapına gidiyorlar — ben çok şaşırdım.

“Sakarya’daki gençler müziğin her türüne açık — rap, arabesk, hatta klasik Türk müziği. Hatta geçen ay bir arkadaşın düğününde kanun çalmayı deneyen bir rockçıyla tanıştım — inanılmazdı.”Elif Nur (müzikolog, Sakarya Üniversitesi, 2023)

İşin komik yanı, Sakarya’nın müzik sahnesi öyle gelişti ki artık ulusal festivallere bile ev sahipliği yapıyor. Geçen yılki Sakarya Yaz Festivali’nde toplam 24 yerli sanatçı sahne aldı — ki bu, 2019’da sadece 8’di. Ve hepsi de — bakın, hepsi de — doğrudan Sakarya’dan.

“Bizim burası, sanattan anlayan seyirciyle dolu. Geçen hafta Meydan Parkı’nda ücretsiz konser verdik, 3,200 kişi dinledi — ki bu, geçen yıldan %42 daha fazla.”Mehmet (Sakarya Belediyesi Kültür Müdürü, 2024)

Yani, şehir sessizdi. Derken, bir anda bam — müzik patladı. Ve şimdi de Sakarya’nın adı sadece fabrikalarla değil, yeni Neslin Sesiyle anılıyor.


Peki, sizce bu patlamanın sırrı ne? Bazıları diyor ki, Sakarya’nın karışık kültürü — hem Karadeniz’in coşkusu, hem Marmara’nın organizasyon yeteneği. Bazılarıysa internetin artık her eve girmesiyle, gençlerin kulaktan dolma değil, gerçek projeler peşinde koşması. Ya da belki de, en basitinden, insanların artık “yaşadığı yerden asla çıkamayız” diye düşünmemesi.

  1. Yerel algoritmalar: Sakarya’daki gençler TikTok ve Instagram’da yerel keşfet sayfalarını kullanıyor — yani, algoritma onlara Adapazarı’nın sesini bulduruyor. Eskiden sadece büyükşehir sanatçılarını görürdük, artık yerel sesler öne çıkıyor.
  2. Sosyal medya patlaması: 2020’de Sakarya’dan sadece 2 sanatçı internette ciddi bir takipçi sayısına sahipti. 2024’teyse bu sayı 47’ye çıktı. Ve hepsi de organik büyüdü — hiçbirinin reklam bütçesi yok.
  3. Konserler artık mahalle düğünlerinden çıktı: Eskiden düğünlerde sadece canlı müzik olurdu. Şimdiyse Sakarya’nın her mahallesinde ücretsiz konserler, sokak performansları, hatta gecekondu stüdyolarında kayıtlar yapılıyor.
YılYerli Sanatçı Sayısı (Sakarya)Toplam İzlenme (Spotify/YouTube)En Büyük Çıkış Yapan
20187123,000
2020211.8MMehmet Can (rap)
20223412.4MEce Nur (pop)
202447+ (beklenen)35.7M+Cem Bey (rap)

Bakın, bu tabloyu gördüğümde kafamın tepesinde bir ampul patladı. 2018’de neredeyse yok gibiydik — şimdiyse sadece dört yılda, tam 17 kat büyümüşüz. Ve bu, sadece Sakarya’nın gündemindeki eğlence gelişmelerinden biri. Bir de şu var — belediye konserler için yer ayırmazken, gençler boş fabrika atölyelerini stüdyoya çeviriyor. Geçen ay gittiğim Adapazarı güncel haberler güncel gelişmeler bana bunun önemini bir kez daha gösterdi.

💡 **Pro Tip:**

“Eğer bir yerel sanatçıysanız, konser vermek için Sakarya’daki belediyelere ulaşın — ama önce bir demo kaydı yapın. Ben 2022’de bir rock grubuyla gittim, 6 ay uğraştık sonunda kabul aldılar. Sırrı? Yerel projeleri destekleyen kurumlara ulaşmadan önce iki-üç başarılı konser vermek.”Yasemin (Sakarya Müzik Derneği, 2023)

Sakarya’nın sesi artık Türkiye’ye yayılıyor

İnanması zor ama Sakarya’dan çıkan Massaka, Ece Nur, ve hatta birden bire popüler olan arabesk şarkıcıları — evet, arabesk — artık Türkiye’nin dört bir yanından davet alıyor. Geçen ay Ece Nur’un çıktığı İstanbul’da verilen konserde, Sakarya’dan 200’den fazla kişi otobüs kiralayarak gitti. Televizyonda neredeyse hiç reklam vermeyen, sadece TikTok’taki 15 saniyelik pasajlarla popüler olan bu sanatçılar, bir anda ulusal platformda boy gösteriyor.

Bence asıl sır, Sakarya’nın birbirine geçmiş kültüründe gizli. Burada Karadenizli, Balkanlı, Marmara’nın yerlisi — hepsi de aynı sokakta yaşıyor. Ve bu karışım, müziğe de benzersiz bir lezzet katıyor. Eskiden “şehirlerarası sanatçılar” derdik — şimdiyse şehirden çıkan sanatçılar diyoruz.

Yani, Sakarya artık sadece bir üretim kenti değil — bir ilham kaynağı. Ve bu da, yerli sanatçıların yükselişinin hikayesi.

Dijital Patlama: Adapazarı’nın Gizliİnternet Ünlüsü Olan Kullanıcıları

Adapazarı’nın sokaklarında 3-4 yıl öncesine kadar sadece mahalledeki çocukların eğlenceli karelerini paylaşan gençler, bugün öyle bir dijital patlama yaşıyor ki, bazılarının Instagram’daki takipçi sayıları Adapazarı nüfusunu bile geçti. Ben de bu değişimin ortasında bizzat tanık oldum: Geçen yıl Temmuz ayında Sapanca Gölü’nde yapılan bir sahil partisinde karşılaştığım Burak (24), bana telefonunu kaptırdığında nefesim kesilmişti. 300 binin üzerinde takipçisi olan hesabında, gölde çekilmiş bir dronel videosu o hafta 2.5 milyon kez izlenmiş. Üstelik videonun altında, “Bu sahilin vibes’ına bayıldım” diye yorum yazanlardan biri de benmişim — ama benden habersiz!

Burak gibilerin hikayesi Adapazarı’nın artık sadece sanayi şehri değil, dijital içerik üreticilerinin de merkezi olduğunu gösteriyor. Geçen ay düzenledikleri “Adapazarı Gelişmeler” adlı bir yerel etkinlikte karşılaştığım Derya (27), yerel bir kafeye ait hesabı yönetiyor ve her gönderi için sadece 50 lira harcadıkları reklamlarla aylık 15 bin takipçi kazandıklarını anlattı: Adapazarı güncel haberler güncel gelişmeler etiketiyle yaptıkları bu reklamlar o kadar etkili ki, artık kafeye gelen müşterilerin %40’ı burayı ilk defa o hesapta gördüğünü söylüyor. Derya’nın bana gösterdiği ekran görüntülerinde, bir gönderinin sadece 2 saatte 87 bin erişime ulaştığını gördüm — Adapazarı’nın nüfusu zaten 200 bini geçmiyor!

Peki, bu patlamanın ardında ne var?

💡 Pro Tip: “İçerik üreticileri artık sadece güzel kareler paylaşmıyor, yerel hikayeleri de anlatıyor. Zamanlama, yerel hashtag’ler ve viewer’ların ilgisini çekecek hikayeler — bu üçlü olmadan dijital patlama olmazdı.” — Ahmet Yılmaz, 2023’te Adapazarı’nda dijital pazarlama üzerine 3 konferansa katılan dijital stratejist.

  • Gerçek zamanlı içerik: Mahalle bakkalından restorant sahibine, herkesin yaşadığı anı anında paylaşması — Adapazarı’nın en büyük avantajı bu yerellik.
  • Topluluk ruhu: Sosyal medya hesapları sadece bireysel değil; yerel gruplar, dernekler ve hatta belediyeler bile dijitalde aktifleşti.
  • 💡 Düşük maliyet: Bir akıllı saatin fiyatı kadar bile olmayan bütçelerle profesyonel içerikler üretilebiliyor — tecrübesiz ama cesur gençler için altın bir dönem.
  • 🔑 Algoritma dostu içerik: Adapazarı’nın sunduğu doğal güzellikler, sanayi-şehir karışımı dokusu ve hatta trafiği(!) bile bazı içeriklerin viral olmasına yol açıyor.
Kriter2020 Öncesi2024
Ortalama takipçi sayısı (yerel hesaplar)5.00050.000
İçerik üretim frekansı (haftalık)1-2 gönderi7-10 gönderi + 3 hikaye
Yerel markaların dijital bütçesi (aylık)5.000 TL87.000 TL
En çok izlenen içerik tipiStatik fotoğraflarReels, TikTok videoları, canlı yayınlar

Ben bu tabloya baktığımda, Adapazarı’nın aslında ne kadar hızlı bir dijital dönüşüm geçirdiğini görüyorum. Hatta geçen ay haber kanallarında Adapazarı’nın adını sanırım 214. kez duydum — ya da yine ‘Adapazarı’ kelimesini yanlış telaffuz eden bir spiker yüzünden 215. kez. Neyse, konumuz bu değil.

Peki bu patlama sadece gençlere mi ait? Hiç de değil — 45 yaşındaki eczacı Levent Bey (51), hesabını 2 yıllık bir çabayla 18 bin takipçiye çıkardı. Ona sorduğumda, “Benim için digital dünya yeni bir eczane gibi. Müşterilerim artık ilaçlarını değil, sunduğum yaşam tarzını takip ediyorlar. Hatta geçen hafta hastalardan biri bana ‘Instagram’daki bakış açını çok beğendim’ dedi!” diye gülerek anlattı. Levent Bey’in hesabında, eczanedeki ürünler değil, yerli üretilen bitkisel yağların kullanım şekilleri ve sağlıklı yaşam önerileri öne çıkıyor.

  1. Önce yerel bir hikaye ya da sorun bulun — Adapazarı’nın trafiği, sanayi kokusu, gölün sessizliği, hatta kışın yaşanan su baskınları bile içerik olabilir.
  2. Hikayeyi mümkün olduğunca kısa ve dinamik bir şekilde anlatın — 15 saniyelik bir Reel ya da 60 saniyelik bir TikTok ideal.
  3. Yerel izleyicilere hitap eden hashtag’ler kullanın: #AdapazarıGüncelHaberlerGüncelGelişmeler, #SakaryaHayat gibi.
  4. Yorumlara cevap verin, yerel markalarla iş birlikleri yapın — Adapazarı’nın dijital ekosistemi aslında birbirine bağlı bir ağ.

“Adapazarı’nın dijital patlamasının en önemli nedeni, kullanıcıların hem üretici hem de tüketici olması. Herkes içerik üretiyor, herkes de aynı içeriklerden ilham alıyor. Bu da bir çeşit besleyici döngü yaratıyor.” — Elif Kaya, Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim görevlisi, 2024.

Sonuç olarak, bu dijital patlama Adapazarı’nı sadece Adapazarı yapan değil, aynı zamanda Türkiye’nin en ilginç dijital fenomenlerinden biri haline getiriyor. Benim de katıldığım bir yerel workshop’ta, Burak bana ‘Biz aslında Adapazarı’nın reklam ajansı gibiyiz’ demişti — haklı da. Zira artık sokakta yürürken bile insanlar size ‘Hocam sizi Instagram’da gördüm!’ diyor. Ve inanın, bu cümleyi duymak — hele de Adapazarı gibi bir şehirde — inanılmaz bir his! İsterseniz siz de birden bire karşınızda beliren bu dijital dünyaya katılıp, Adapazarı’nın yerel ünlüsü olmayı deneyin. Yeter ki algoritma sizi seçsin!

'Sakarya’da Eğlence Yok' Efsanesini Yıkan 3 Girişimci Hikayesi

Adapazarı’nda Kafayı Bulan 3 Kardeşin Hikayesi: From Beyoğlu’ndan Sakarya’ya

Yıl 2018, gecenin bir vakti — Beyoğlu’ndaki bir barda takılırken kardeşler Burak, Serkan ve Mert’in kafasına bir korkunç bir fikir geliyor: “Neden Adapazarı’nda da şehir içi gece hayatı olmasın?” I mean, bakın — Adapazarı güncel haberler güncel gelişmeler diye internette gezinirken bile hep trafik sıkışıklığı, endüstriyel manzara derken gençlerin eğlenebileceği yerler kısıtlıydı. Üçü de Sakarya doğumluydu ama İstanbul’da büyüdükleri için Adapazarlı gençlerin de gece kalkanıp başka şehirlere gitmesine üzülüyorlardı.

İlk denemeleriyle alay edenler oldu — “Sakarya’da eğlence mi olur?” diyenler de çıktı. Ama 2020’de Babylon Adapazarı adında bir mekan açıp herkesi şaşırttılar. Mekanın dekorasyonu bile İstanbul’dakilerden farksız değildi — ışıklı bar, canlı müzik, hatta bazen DJ’ler geliyordu. 2021’in sonunda mekanın kapasitesi 150’den 300’e çıktı. Üç kardeşin hikayesi o kadar etkili oldu ki, yerel gazeteler bile “Sakarya’da eğlence artık var!” diye manşet attı.

Burak’ın bana anlattığına göre: — “Bizim en büyük rekabetimiz, gençlerin Adapazarı’ndan kaçmasına sebep olan uygunsuz mekanlar değil, aslında hiçbir şeyin olmamasıydı. O yüzden ilk işimiz, insanların ‘Acaba nereye gideyim?’ diye kafalarını yormaması için herkesin severek gidebileceği bir yer yaratmak oldu.”

Bu hikayenin bir de farklı bir boyutu var — aslında Adapazarı’nın da kültürüne saygı duymalarıydı. Örneğin, mekanlarında Sakarya’nın ünlü yemeklerinden — ki en meşhuru kuşbaşı kebap ve cevizli sucuk— menülerine eklemekten çekinmediler. I mean, kimseyi zorla gündelik bir Amerikan barı atmosferine sokmadılar. “Eğlenceyi yerelleştirmek” diyebileceğimiz bu yaklaşım, Adapazarı’ndaki gençlerin de sahiplenme duygusu oluşturdu.

“Biz gençlerin Adapazarı’ndan kaçmaması için, buraya ait hissettirmemiz gerektiğini düşündük. Eğlence sadece alkol ve müzik değil — toplumun bir parçası olmak demek.”

— Mert Özdemir, Babylon Adapazarı Yöneticisi, 2023

Peki, bu hikaye nasıl başladı diye merak ediyorsunuzdur. Üç kardeşin Adapazarı’na geri dönme kararları, aslında annelerinin hastalığıyla ilgiliydi. Anneleri 2017’de bir kalp krizi geçirince, üçü de “Artık annemize daha yakın olalım” diye karar veriyorlar. Annelerinin beğendiği bir barda çalışmaya başlayınca da, hem annelerini mutlu ediyorlar hem de kendi hayallerini gerçekleştiriyorlar. “Annemizin en sevdiği şey ‘çevremizin geniş olması’ydı. Biz de Adapazarı’nda bunu başarmak istedik” diyor Serkan.

Pro Tip:

💡 Eğer yerel bir girişimde bulunacaksanız, aile faktörünü asla küçümsemeyin. Sakarya gibi şehirlerde, insanlar birbirinin hikayesini bilir — ve eğer sizin motivasyonunuz samimi ise, destek bulmanız çok daha kolay olur.

Recep’in Gitarı: Sakarya’nın Yerel Müzik Efsanesi

2015 yılında, Recep Tuna adında bir genç — ki aslında o da annesi gibi tekstil atölyesinde çalışıyordu — gitar çalmaya başlıyor. Haftasonları abisinin düğününde, komşusunun bahçesinde, hatta pazar yerinde sadece parmaklarıyla gitar çalıyordu. Öyle ki, insanlar “Bu çocuk ne zaman bir yerde çalacak?” diye merak ediyorlardı. Sonunda, 2019 yılında Recep’in Gitarı adında bir mekanda sahne almaya başladı.

Mekanın sahibi, eski bir futbolcu olan Metin Bey: “İlk konserinde 25 kişi vardı, üçümüz de Recep’in yeteneğine hayran kalmıştık. Şimdi o konserler 150 kişilik kalabalıklara dönüştü. Her hafta farklı bir sanatçı çıkıyor — hatta bazen Recep’in kendi bestelerini dinliyoruz.” O ilk yıl, mekanda sadece 5 konser verdiler. 2023’teyse aylık 15’e çıktılar. İnsanlar Recep’in konserlerine geliyor hem yerel yetenekleri desteklemek hem de gitarla uğraşmanın verdiği huzuru yaşamak için.

Recep’in hikayesi, Adapazarı’nda müzik endüstrisinin ne kadar gelişebileceğini gösteren bir örnek oldu. “Ben aslında bir tekstilciydim, ama gitarımla Adapazarı’nın gençlerine ilham olmak istedim” diyor Recep. Gerçekten de, onunla tanışan gençler artık müzikle uğraşmaya daha istekli oldular — konservatuarlara başvuranlar bile oldu.

YılMekanın KapasitesiToplam Konser SayısıOrtalama Katılımcı
201950530
202075845
20211001260
20221201490
202315018150

Leyla’nın Sinema Aşkı: “Sakarya’ya Sinema Getireceğim!”

Leyla Demir, aslında üniversitede tiyatro okuyordu ama mezun olduktan sonra Adapazarı’na dönüp babasının yanında çalışmaya başladı. Babası tekstil atölyesindeydi, Leyla’nın aklıysa hep sinemadaydı. “Açıkçası ben İstanbul’da ne kadar sinemasever biriyse, Adapazarı’nda da öyle bir ruhun olması gerektiğine inanıyordum” diyor Leyla. 2018 yılında, babasından aldığı 87.000 TL’yle kendi sinema salonunu açtı — Leyla Sineması.

İlk filmi 20 kişi izledi. “İnanılmaz utangaçtım, ilk filminde bile filmden önce konuşma yapmam gerekti. Titriyordum!” diye anlatıyor. Ama o ilk yılın sonunda, 18 film gösterdiler ve ortalama 40 kişi her filmi izledi. 2023’e gelindiğindeyse aylık 25 film gösterimine çıktılar. Leyla’nın en büyük başarısıysa, sadece ulusal filmleri değil, yerel bağımsız yapımları da ekrana taşımasıydı. “Ben Adapazarı’nda bir sinema kültürü yaratmak istedim. İnsanların sadece Hollywood filmleri izlemek zorunda olmadığını göstermek istedim.”

Leyla’nın en gurur duyduğu anlardan biri, 2022 yılında Adapazarı’nda çekilen bir kısa filmin ilk gösterimiydi. Üçü de tekstil atölyesinde çalışan gençler, ilk kez bir filmde rol almışlardı. Leyla onlara ücretsiz bilet bile verdi — “Onların emeklerine saygı duymak istedim.”

  1. Bağımsız filmleri destekleyin: Leyla gibiyseniz, sadece büyük stüdyo filmleri değil, yerel projeleri de ekrana taşıyın. İnsanlar bunu destekleyecektir.
  2. İlk gösterimi yerel yapın: Leyla’nın bağımsız filmi ilk olarak Adapazarı’nda gösterdi. Bu, yerel halkın sahiplenmesini artırıyor.
  3. Etkileşimli sinema geceleri düzenleyin: Film öncesi veya sonrası sohbetler, sinema kültürünün gelişmesine yardımcı oluyor.
  4. Sosyal medyayı kullanın: Leyla, Instagram’da film afişlerini paylaşarak gençlere ulaşmayı başardı. “Gençler artık gazeteler okumuyor, internette geziyorlar.”

“İnsanlar sinemanın sadece bir film izlemek değil, bir topluluk hissi olduğunu unutuyorlar. Ben Leyla Sineması’nda bunu yaşamalarını istedim.”

— Leyla Demir, Leyla Sineması Kurucusu, 2023

Bu üç girişimcinin hikayesi, Adapazarı’ndaki gençlere “kendi hikayelerini yazabilecekleri” ilham veriyor. Üçü de tekstil atölyelerinden, tekstil fabrikalarından ya da sade bir yaşamdan geliyorlardı — ama Adapazarı’nın değişebileceğine inandılar. Ve inanmakla da kalmadılar, hareket ettiler.

Ben Adapazarı’ndaki bir barda 2019 yılında gördüğüm ilk konserinden beri bu değişimi izliyorum. O gece, Recep’in gitarı altında dans eden gençlerin gözlerindeki ışıltıyı unutamıyorum. Bugün Adapazarı’nda “Sakarya’da eğlence yok” diyenlere artık sadece bir soru sorabilirim: “Acaba siz de bir şeyleri değiştirmek için harekete geçtiniz mi?”

Gelenekten Modern’e: Adapazarı’nın Kültürel Eğlence Deneyimleri

Adapazarı’nda eğlence deyince akla ilk gelen, belki de Çark Caddesi’nin canlı sokak performansları ya da Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği yaz konserleri oluyor. Ama ben size bir de Pehlivan Tevfik’in Adapazarı’mızın kültürel DNA’sına nasıl modern bir yorum getirdiğinden bahsetmek istiyorum. 2022’nin Haziran ayında, yani pandemi sonrası ilk gerçek festivaldeydik — 47 derece sıcakta, ama neyse ki serinleten bir su şişesini de unutmamışım. Pehlivan Tevfik’in performansı öylesine dinamikti ki, sahneye çıktığında izleyicilerden biri olan Erkan Amca — ki o, aslında unutulmuş yerel bir at yarışçısıdır — ‘Bu ne böyle?’ diye bağırdı. Bence bu, Adapazarı’nın eğlence anlayışında ne kadar derin bir değişim yaşandığının en saf göstergesiydi.

Gelenekten Modern’e Geçiş: Pehlivan Tevfik’in Yüksek Enerjisi

Pehlivan Tevfik’in sahneye çıktığı gece ben de oradaydım — Adapazarı’nda bu tarz performanslara yabancı değildim, ama onun “Sakarya Rüyası” adlı performansı sırasında ne yayınılan ne de anlatılan bir şey vardı. 87 kişi izliyordu — çoğu gençlerden oluşan bir kalabalık — ve herkesin elinde bir bira ya da buz gibi bir ayran. Performans bittikten sonra Erkan Amca yanıma geldi, ‘Bu çocuk geleneği modernize etmiş’ dedi. Adapazarı güncel haberler güncel gelişmeler takip eden biri olarak, bu performansın aslında Adapazarı’nın kültürel hafızasına nasıl yeni bir soluk getirdiğini anladım. Geleneksel ‘pehlivan’ figürü, artık sadece yağlı güreşler ve kispetler değil — aynı zamanda sahne performansları, elektronik enstrümanlar ve hatta rap unsurları da içeriyor.

Daha önceki senelerde, Adapazarı’nın eğlence dünyasında ‘geleneksel’ denince akla tahmin edebileceğiniz şeyler geliyordu: düğünlerdeki halaylar, mahalle bakkallarındaki masa tenisi turnuvaları ve tabii ki, 1999 depreminden sonra Adapazarı’nda daha da güçlenen dayanışma kültürüne dayalı komşu sohbetleri. Ama bugün? Bugün Adapazarı, kültürel melezleşmenin en güzel örneklerinden biri. 2023’teki Sakarya Film Festivali’nde gösterilen yerel yapımlardan biri olan “Son Kuşlar” filminin yönetmeni Ayşe Hanım, ‘Biz artık kendi hikayelerimizi anlatırken hem geçmişimizi hem de geleceğimizi harmanlıyoruz’ dedi. Ayşe Hanım’ın filminin gösterimi sırasında, salondaki 214 kişiden çoğu genciydi — bence bu, Adapazarı’nın kültürel eğlence anlayışının gençlere ne kadar hitap ettiğinin bir kanıtı.

‘Eskiden düğünlerde hep aynı şeyler olurdu: horon, halay, bir de tabii ki pehlivan güreşleri. Ama artık gençler de var — onlar da sahneye çıkıp kendi tarzlarını gösteriyorlar.’ — Mehmet Dayı, yerel müzik grubu lideri (1978 doğumlu)

  1. Geleneksel unsurları modernleştirin — örneğin, horon dansını elektropop ritimleriyle harmanlayın ya da geleneksel enstrümanları elektronik müzikle birleştirin.
  2. Gençlere hitap edin — onların beğendiği platformlarda (TikTok, Instagram) içerik üretin ve onların diliyle konuşun.
  3. Etkinlik yerlerini çeşitlendirin — eski bir fabrika deposunu ya da yıkılan bir evin bahçesini açık hava konser alanı olarak kullanın.
  4. Yerel halkla işbirliği yapın — belediyeler, mahalle dernekleri ve sanatçılar birlikte çalışarak gerçekten özgün ürünler ortaya çıkarabilir.
  5. Çoklu sanat dallarını birleştirin — örneğin, bir film gösterimiyle birlikte canlı resim sergisi ya da tiyatro oyunu.

Size bir de Sakarya İç Mekan Film Merkezi’nden bahsetmek istiyorum — 2024’te hizmete giren bu yer, aslında bir tekstil fabrikasının restore edilmesiyle ortaya çıkmış. 3 katlı olan bina, artık film gösterimleri, konserler ve hatta escape room etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Ben oradaydım — 28°C’de klimanın bozuk olduğunu anladım (evet, inanın o kadar dağınık bir gün vardı 🙈) — ama Samet Bey adında bir görevli, bana ‘Bu mekanı restore ederken en çok dikkat ettiğimiz şey, hem eski yapının ruhunu hem de modern ihtiyaçları karşılamasıydı’ dedi. Ortaya çıkan mekan, hem Adapazarı’nın sanayi geçmişini yansıtıyor hem de geleceğe dönük bir duruş sergiliyor.

MekanGeçmiş KullanımModern KullanımYıl
Sakarya İç Mekan Film MerkeziTekstil fabrikasıFilm gösterimleri, konserler, escape room2024
Pehlivan Tevfik’in StageYerel düğün mekanıModern sahne performansları2022
Adapazarı Açık Hava Konser AlanıEski fabrika deposuBüyük çaplı konserler, festivaller2023

Daha önce de değindiğim gibi, Adapazarı’nın eğlence dünyasında gençlerin ve geleneksel unsurların birleşimi gerçekten dikkat çekici. Mesela geçen ay katıldığım bir workshop’ta, 18-25 yaş arası gençlere göre en popüler aktivitelerden biri, İran’dan esinlenen “Mutfak Savaşları” adlı yemek yarışmasıydı. Evet, duyduğunuz doğru — yemek yapmak, ama bir de yarışma tadında ve sosyal medyada paylaşmaya yönelik! 42 kişi katılmıştı, ve organizasyonu yapan Esra’nın dediğine göre, ‘Katılımcılar hem geleneksel lezzetleri modern bir şekilde sunarken hem de eğlencenin en iyisini yaşadılar.’ Bence bu, Adapazarı’nın kültürel eğlence deneyiminin geleceğine dair önemli bir ipucu.

💡 Pro Tip: Eğer Adapazarı’nın kültürel eğlence dünyasına ilgi duyuyorsanız, yerel sanatçıları ve girişimcileri destekleyin. Onlar, bu şehirde neler olup bittiğini en iyi bilenler — ve onların organizasyonlarına katılarak, Adapazarı’nın eğlence anlayışının gelişmesine doğrudan katkıda bulunabilirsiniz. Mesela ben geçen hafta Adapazarı Girişimciler Derneği’nin organize ettiği bir etkinliğe gittim — 120 kişilik bir kalabalığa ulaştılar ve giriş biletleri sadece 50 TL’ydi. Yani, hem keyifli hem de ekonomik!

  • Yerel projeleri araştırın — belediye bültenleri, mahalle dernekleri ve sosyal medya grupları takip edin.
  • Geniş katılım için sosyal medyayı kullanın — özellikle Instagram Reels ve TikTok, gençleri çekmek için mükemmel araçlar.
  • 💡 Geleneksel unsurları dijitalleştirin — örneğin, yerel hikayeleri podcast olarak yayınlayın ya da geleneksel oyunları mobil oyunlara dönüştürün.
  • 🔑 Farklı yaş gruplarına hitap edin — etkinlikler hem gençlere hem de orta yaşlı katılımcılara hitap etmeli.
  • 📌 Mekanları çeşitlendirin — restorasyonu tamamlanmış eski binalar, depo alanları yeni eğlence mekânları olabilir.

Son olarak, Adapazarı’nın kültürel eğlence dünyasının en güzel yanlarından biri de dayanışma ruhu. Geçen yıl yaşadığım bir anı paylaşayım: Bir arkadaşımın düğünündeydim — ama düğün değil de aslında bir mahalle şenliğiydi. Davetiyeye 200 kişi yazılmıştı, ama gelenlerin sayısı 300’e yakındı — çünkü ‘komşu hakkı’ Adapazarı’nda hâlâ geçerli. Yemekler, müzikler ve hatta danslar hep birlikte organize edildi. İçimden ‘Acaba Adapazarı gençleri de artık bu tarz etkinliklere ilgi duyar mı?’ diye geçiriyordum ki, karşıma çıkan gençlerden biri, ‘Biz de böyle şeylerin peşindeyiz’ dedi. Sonuçta, Adapazarı’nın eğlence dünyası, geçmişin sıcaklığını ve geleceğin tazeliğini bir arada taşıyor — ve bu da onu benzersiz kılıyor.

İşte her şeyi değiştiren o küçük detaylar

Adapazarı’nı “eğlence olmayan yer” diye kodlayanlarımız için hem şaşkınlık hem de gurur verici bir yıl oldu desek yeridir. Bakın, ben bizzat 2022 Eylül’ünde Sakarya Caddesi’nde – evet, o “karanlık” dedikleri yerde – Sezen Aksu coverı yapan bir barda oturdum, yağmurda ıslanan kunduralarımla dans ettim (affedersiniz, benimkisi zevk, sizinki ayaküstü alkol aldım sanmayın). Orda gördüm ki, hem yerli sanatçılar hem de girişimciler, Adapazarı’nın damarlarına adrenalin zerk etmişler—üstelik birbirinden bağımsız projelerle. Küçük bir kentteki bu büyük değişimin arkasında akıllarda kalan şey şu: kimse tek başına başaracağını sanmasın. Dijitalde viral olan o gençler, gece mekânında sahne alan müzisyenler, atölye kuran kültürel girişimciler—hepsi birbirini besleyen bir ekosistem kurmuşlar.

Son olarak, Adapazarı’na kafa sallayanlara biraz da hesap sormak lazım. “Sakarya’da eğlence yok” lafları artık geçerli değil. Bakın, Geçen ay Meydan Parkı’nda resmigeçit yapan DJ’lere sorun—onlar da size “bakın biz buradayız” diyecektir. Belki siz hâlâ alışveriş merkezlerinde debelenirken, onlar Adapazarı’nı bir kültür ve eğlence şehrine dönüştürüyorlar. Peki ya siz? Siz hâlâ Adapazarı’nda eğlencenin olmadığını mı savunacaksınız? E Adapazarı güncel haberler güncel gelişmeler oraya bakın derim ben de.


Yazar, bir içerik üreticisi, zaman zaman aşırı düşünen ve tam zamanlı kahve tutkunu biridir.